Meslekte 30 yılı devirdik. Neler gördük, neler yazdık; ne badirelerden geçtik. Ama son günlerde Ankara gündemine düşen o "apartman üstü villa" krizini görünce, mesleğimizin getirildiği noktaya bir kez daha hayret ettim. Sosyal medyada bir fotoğraf görüyorsunuz, arkadaki yamaçta duran villayı açı farkıyla apartmanın üstündeymiş gibi sanıyorsunuz. Buraya kadar tamam, dijital çağın bir cilvesi diyelim.
Asıl skandal burada başlıyor. Kendine "gazeteci", sitesine "haber sitesi" diyen bazı mecralar, hiçbir teyit mekanizması işletmeden, perspektif nedir bilmeden, en temel optik kuralını bile sorgulamadan sosyal medyada gördükleri bu saçmalığı manşetten "ciddi ciddi" haber yaptılar. Birkaç saat sonra ise nekadar içi boş beyinli olduklarını anlayıp da tıpış tıpış sildiler.
İşte bizim isyanımız tam da bu "dangalaklığadır". Gazetecilik sadece bir tuşa basıp kopyala-yapıştır yapmak değildir. Muhakeme yeteneği olmayan, zekasını süzgeçten geçirmeyen adamdan gazeteci olmaz!
Mesleği bu kadar ucuzlatanlar bilsin ki; halkın haber alma özgürlüğünü kendi cehaletinize kurban edemezsiniz.
Ankara halkı zekidir, muhakeme kabilyeti yüksektir. Başkentli okur, kimin masa başında uydurma peşinde koştuğunu, kimin ise Yavuz Geçmen gibi ömrünü bu şehrin sokaklarında, gerçeklerin peşinde tükettiğini çok iyi bilir. Biz bu yola çıktığımızda söz verdik: Ankara halkının aklıyla dalga geçenlere geçit vermeyeceğiz.
Otuz yıldır olduğu gibi bugün de ankarameydan.com farkıyla, kirli bilgiye karşı en dik duruşu biz sergileyeceğiz.
Çünkü Ankara'nın sokaklarını adım adım bilen, halkıyla omuz omuza olan bir gazeteci, bu ucuz numaraları yemez, yedirmez. Mesleği bu kadar ucuzlatanlar bilsin ki; halkın haber alma özgürlüğünü kendi cehaletinize kurban edemezsiniz.
son sözüm işte meydan "Gerizekalıdan Gazeteci Olmaz"


